Akşam bir örtü gibidir. Nasıl ananeler kışlıkları özenle hurçlara yerleştirir, dolabın ücra bir köşesine kaldırırlar, akşam da bir - birinin tıpkısı gündüzleri
önce bohçalar sonra sandığa, olmadı yüklüğün en arkasına kaldırır. Örtü dalgalanır önce, sonra aheste bir serinlikle yayılır gün ışığının üzerine. Sokaklar tenha, biraz da tekinsizdir artık. Perdeler sıkıca kapanır. Bu saatte, birbirlerine benzeyenler, hatta şablon karakterler sadece sarımtırak bir ışıktan ibarettir, pencerenin kenarındaki boşluktan zorlukla sızan cılız titrek ışıktan.
5. Ve performans! Belki de performansın derin yoğunluğuna akan his
6. Flaşların Cengi mis ve bir o kadar çalan Gaga
7. Sesin yüksek temposuyla sahnede buldum kendimi, bir yandan ritim bir yandan omzumdan akan ter, her şeye rağmen o an ve yüzüme değen ben.
8. Bir opera parçası, opera binasından daha büyüleyici bir akış. Ve bitmek bilmeyen, bitsin istemediğin bir an.
Geceler başkadır, birbirlerine benzemezler. Çeşit çeşit ucubelerin eksik eteklerin, fazla tıraşların, parfüm kokularının, bir de sarhoş kafaların sahne zamanıdır. Her sokak lambası bir spottur aslında, altından geçen her ucube bir stardır, birkaç saniyelik, bazen tüm gecelik. Tarifeye bir de yürüyüşün ne derece sallantılı olduğuna bağlıdır.




9. Uzun uzun bakışlarında akışın tüm sıvılarını içimde hissettiğim bir daire, dairelerin bana doğru geldiğini hissederek dansa daldım.
10. İlk kez gelenler ve “Bugüne kadar neredeydiniz?” diyen Madır Öktiş sahneyi büyüleyip terk ediyor kısa bir süreliğine.
11. Bir performanstan daha fazlası -ki sahneyi olduğu gibi bırakana kadar.
12. Bu playback olamaz, bu bir şov. Sesin ve performansın dansı.
İşte o gecelerden birindeyiz. Sokak muhtemelen çok karanlık, mekânın kapıları muhtemelen demirden. Yaklaştıkça gürültü artıyor, biraz müzik, biraz nara, biraz da dedikodu. Biraz arabesk, biraz elektronik. Sesler kırık, cazibeli hatta oynaşlı. İçerisi cümbüş, rengarenk, ışıl ışık. Cinsiyetlerini vestiyere bırakmış, cinselliklerini sırtlanmış bir güruh. Heyecan elle dokunur durumda. Sisli atmosferde, topuklu ayakkabılarda, ruj lekelerinde. Bin bir gecenin birinde bir anonsla başlıyor defile. Sonrası düz atılmayan adımlar, titreyen ama gururlu sesler, özgür ve tekil bedenler.




