Maddenin halleri: Maddenin belleği
Sanatta “bellek” mefhumu kadar sık çağrılan, çalışılan ve tartışmaya açılan bir mefhum nadir bulunur. Bu kısmen sanatın bellekle ontolojik bağından doğar: Sanat yapıtları, bilhassa kalıcı biçimlerde üretildiklerinde (yani “geçiciliği” vurgulayacak şekilde yok olmaya yazgılı kılınmadıklarında) bir yönüyle “genel bir kültürel belleğin” parçası olurlar. Keza sanat pratikleri de çeşitli kültürel ve sanatsal belleklere başvurmaksızın icra edilemezler. Bu yüzden sanat icrasının bellekle kopmaz bir bağı olduğu aşikârdır, şu veya bu sanatçı özgül olarak bellek problemleriyle iştigal etmediğinde bile. Fakat bu bellek genellikle insanmerkezci bir biçimde kültüre indirgenir. Böyle bir kavrayış, kuşkusuz sanatçıların problemleri “toplumsal olan” ile alakalı olduğu ölçüde anlaşılabilirdir. Fakat belleği, özellikle sanatta belleği bu sınırların ötesinde düşünmek, sanatın kavranışına farklı boyutlar katabilir.